Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “TBMM bu süreçte seyirci kalamaz”
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendirdiğini belirttiği fon skandalına ilişkin siyasi ve bürokratik sorumlulukların araştırılmasını istedi. SPK ve Hazine ve Maliye Bakanlığının süreçteki rolüne ilişkin sorular yönelten Özdağ, Meclis araştırma komisyonu kurulması ve yatırımcı zararları ile olağandışı işlemlerin bağımsız biçimde incelenmesi çağrısında bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında fon skandalına ilişkin iddiaları, yatırımcıların uğradığı zararları, denetleyici kurumların sorumluluğunu ve hükümetin ekonomi politikalarını değerlendirdi.
Özdağ, Sermaye Piyasası Kurulunun açıklamalarına atıfta bulunarak olayın 455 bin 758 tekil yatırımcıyı ilgilendirdiğini, konuşulan tutarın 20 milyar doları aştığını ve TL karşılığının 1 trilyon liraya yaklaştığını söyledi. Özdağ, söz konusu rakamları gerekçe göstererek olayın kapsamlı biçimde soruşturulmasını istedi.
“14 BAKANLIĞIN BÜTÇESİNDEN DAHA BÜYÜK BİR DOLANDIRICILIK VAKASIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Fonlarla ilgili rakamları değerlendiren Özdağ, “SPK’nın açıklamasına göre 455 bin 758 tekil yatırımcıyı ilgilendiren fon skandalında, 20 milyar doları aşan bir rakamdan bahsediliyor. TL bazında 1 trilyon TL’ye yakın bir para var ortada. Diğer bir deyişle, 14 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir dolandırıcılık vakasıyla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
Özdağ, olayın yalnızca finans piyasalarındaki işlemler açısından değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak siyasi ve bürokratik sorumlulukların da araştırılmasını istedi.
“ÜLKEYİ BİR DOLANDIRICILAR CENNETİNE ÇEVİRDİLER”
Yatırımcıların devlete ve denetleyici kurumlara güvenerek hareket ettiğini belirten Özdağ, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon hakkında tasfiye kararı alındığını ifade etti.
Özdağ, “Organize şekilde piyasaları manipüle edip dolandırıcılık yaptıkları aşikar olan bu şebekenin verdiği zarar nasıl karşılanacaktır? Birikimi çalınan 500 bine yakın vatandaşın kaybı nasıl giderilecektir?” diye sordu.
Yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanacağının açıklanması gerektiğini kaydeden Özdağ, olayla bağlantısı bulunan kişilerin siyasi veya bürokratik konumlarına bakılmaksızın soruşturulmasını istedi.
“VATANDAŞIMIZ İKTİDARA GÜVENMENİN BEDELİNİ SOYULARAK ÖDEMİŞTİR”
Yatırım faaliyetlerinde olağan piyasa zararları yaşanabileceğine işaret eden Özdağ, fon skandalında ise manipülasyon ve spekülasyon iddialarının bulunduğunu belirtti.
Özdağ, “Bir yatırımda zarar etmek mümkündür. İnsanlara kazanç garantisi verilemez. Ancak bu fon skandalı vakasında piyasanın speküle edilmesi, manipüle edilmesi, yani hukuki olarak suç unsuru barındıran işlemler yapılmıştır.” dedi.
Vatandaşların birikimlerini korumak amacıyla sermaye piyasası araçlarına yöneldiğini belirten Özdağ, “Vatandaşın bu güvenine sahip çıkmak, yıllardır binbir güçlükle kazandığı birikimini korumak iktidarın görevidir.” ifadelerini kullandı.
“RİSKLER BİLİNDİĞİ HALDE AYLAR BOYUNCA YENİ YATIRIMCI GİRİŞİNE NEDEN İZİN VERİLMİŞTİR?”
Özdağ, SPK’nın 18 Eylül tarihli açıklamasında ekonomik gerçeklik ve şirketlerin mali büyüklükleriyle açıklanamadığını belirttiği fiyat hareketlerinin 2025’in son çeyreğinde gözlemlendiğinin bildirildiğini söyledi.
Konunun 2 Aralık 2025 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında gerçekleştirilen Finansal İstikrar Komitesi toplantısında gündeme geldiğini ifade eden Özdağ, “Riskler bilindiği halde aylar boyunca yeni yatırımcı girişine neden izin verilmiştir? Zararı büyütmemek için alınması gereken sınırlayıcı tedbirler neden alınmamıştır? Bu şüpheli fonlara para girişleri hızla artarken devletin kurumları neden müdahale etmemiştir?” sorularını yöneltti.
Özdağ, Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihinde bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığının bilindiği yönündeki açıklamasını da hatırlatarak Bakanlığın süreçte hangi tedbirleri aldığının kamuoyuna açıklanmasını istedi.
DENETİM RAPORU İDDİASINA AÇIKLAMA ÇAĞRISI
Gazeteci Çiğdem Toker tarafından gündeme getirilen bir denetim raporu iddiasına da değinen Özdağ, söz konusu fonlarla ilgili kapsamlı bir raporun şubat ayında sisteme yüklendiği, daha sonra kaldırıldığı yönündeki iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Böyle bir rapor var mı? Varsa kim hazırladı, hangi tespitleri yaptı ve hangi işlemlere dair bilgilere yer verdi? Sistemdeki hareket kayıtları muhafaza ediliyor mu yoksa sümenaltı mı edildi?” diye konuştu.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA VE EŞİ HAKKINDAKİ İDDİALARIN ARAŞTIRILMASINI İSTEDİ
Özdağ, eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında kamuoyuna yansıyan iddiaların da tarafsız bir soruşturmayla incelenmesini istedi.
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre tarafından kamuoyuna açıklanan iddialara atıfta bulunan Özdağ, Kaya çiftinin Özata Denizcilik hisselerine yaptığı işlemlerle ilgili alış ve satış tarihlerinin, sermayenin kaynağının ve kamuya açıklanmamış herhangi bir bilgiye erişilip erişilmediğinin araştırılması gerektiğini belirtti.
Özdağ, “Deliller neyi gösteriyorsa ona gidilsin. Makam, iktidara yakınlık veya nüfuz nedeniyle hiç kimseye ayrıcalıklı muamele yapılmasın.” dedi.
“FON SOYGUNUNDAKİ SİYASİ AYAĞI ARAŞTIRMANIN DIŞINDA TUTAN BİR SORUŞTURMA BU MESELEYİ AYDINLATMAYA YETMEZ”
Fonlarla bağlantılı başka siyasi isimler ve kamu görevlileri hakkında da iddialar bulunduğunu söyleyen Özdağ, soruşturmanın yalnızca kamuoyuna yansıyan birkaç kişiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini savundu.
Özdağ, “Haksız kazanç sağlandığı tespit edilirse paranın izini, ulaştığı son yere kadar takip etmek gerekir. Sadece kamuoyuna açıklanmış birkaç isimle bu iş çözülmez.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Eylül’de sorumluların hesap vereceğine ilişkin açıklamasını hatırlatan Özdağ, yatırımcıların parasının akıbetini sormasının ve muhalefetin denetim mekanizmalarını sorgulamasının piyasalara duyulan güven açısından engellenmemesi gerektiğini savundu.
YENİ KURUL VE DDK İNCELEMESİNİ DEĞERLENDİRDİ
29 Eylül’de Fon Koordinasyon Kurulunun oluşturulduğunu ve Devlet Denetleme Kurulunun incelemeye başladığının duyurulduğunu aktaran Özdağ, atılacak adımların sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Özdağ, “Yeni bir kurulun kurulması, gecikmiş sorumlulukların üzerini örtmemelidir. Hangi bilgiye ulaşıldığını, hangi işlem yapıldığını ve yatırımcıların haklarının nasıl korunduğunu düzenli biçimde öğrenmek istiyoruz.” dedi.
“BATIKLARIN FATURASINI MİLLETE ÖDETMEMELİSİNİZ”
Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankasının Emlak Katılıma devrine ilişkin sürece de değinen Özdağ, tasarruf finansmanı müşterilerinin haklarının korunması gerektiğini ancak kamu tarafından üstlenilecek mali yükün şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.
Özdağ, “Borcun, zararın ve riskin ne kadarı kamunun üzerinde kalacak? Önceki ortaklara hangi sorumluluklar yüklenecek? Bunları şeffaf şekilde ortaya koymadan batakçıların faturasını kamunun üzerine yıkamazsınız.” ifadelerini kullandı.
Her yatırım zararının devlet tarafından karşılanmasını talep etmediklerini özellikle belirten Özdağ, olağan piyasa kayıpları ile hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan zararların birbirinden ayrılması gerektiğini kaydetti.
“TBMM BU SÜREÇTE SEYİRCİ KALAMAZ”
Özdağ, fon krizinin bütün yönleriyle araştırılması amacıyla TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu.
Denetleyici kurumların mevcut ve önceki yöneticilerinin, ilgili portföy şirketlerinin, bağımsız denetim kuruluşlarının ve yatırımcı temsilcilerinin komisyonda dinlenmesini isteyen Özdağ, “Risk ilk kez ne zaman görüldü? Denetim raporlarının gereği yapıldı mı? Olağandışı getiriler hangi işlemlerden oluştu? Kriz öncesinde yüksek tutarlı çıkış yapanların bilgiye erişimleri araştırıldı mı?” sorularının cevaplandırılması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Türkiye’nin tasarrufa, güvenilir sermaye piyasalarına ve hukuka ihtiyacı var. Borsa, ülkenin üretimine kaynak sağlayabildiğinde değerlidir. Vatandaş, kuralların herkes için aynı olduğuna inanabildiğinde o piyasaya güvenebilir.” dedi.
“BU SİSTEM TÜRKİYE’YE İYİ GELMEDİ”
Basın toplantısının son bölümünde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve ekonomi politikalarına ilişkin eleştirilerini dile getiren Özdağ, Meclisin denetim gücünün artırılması gerektiğini savundu.
Özdağ, “Bu sistem ekonomiye iyi gelmedi, eğitime iyi gelmedi, işçiye, memura, emekliye iyi gelmedi. Bu sistem Türkiye’ye iyi gelmedi.” ifadelerini kullandı.
Siyasi sorumluluk çağrısını yineleyen Özdağ, “Tarihin en büyük kitlesel yolsuzluğuna bulaşmış bu iktidar artık tepeden tırnağa istifa etmelidir. Bir genel başkan yardımcısının istifasıyla iktidar partisinin bu rezaletten kurtulması mümkün değildir.” dedi.
Özdağ, konuşmasını “Ya istifa edeceksiniz, ya da millet sandıkta sizi ebediyen azledecek.” sözleriyle tamamladı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0