İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Asansör’de vandalizme karşı “kentin hafızasını koruma” çalışması yürütüyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı KUDEB ve Tarihi Yapılar Şube Müdürlüğü ekipleri, Tarihi Asansör’de duvarlara yazılan yazı ve çizimleri bilimsel yöntemlerle temizliyor. Restoratörler Esra Küpelioğlu ve Özgün Taner Kara, yürütülen çalışmaların yalnızca bir temizlik değil, kültürel mirası geleceğe taşıma mücadelesi olduğunu vurgulayarak toplumun tarihi yapılara sahip çıkmasının önemine dikkat çekti.

May 11, 2026 - 08:48
 0  0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Asansör’de vandalizme karşı “kentin hafızasını koruma” çalışması yürütüyor


İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı’na bağlı Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü (KUDEB) ile Tarihi Yapılar Şube Müdürlüğü ekipleri, Tarihi Asansör’de vandalizme karşı kapsamlı bir temizlik ve koruma çalışması yürütüyor. Çalışmalar kapsamında tarihi yapının duvarlarına yazılan yazılar ve çizimler, özel yöntemlerle yüzeye zarar verilmeden temizleniyor.

Restoratör Esra Küpelioğlu ve Restoratör Özgün Taner Kara, tarihi yapının korunması için yürütülen müdahalelerin bilimsel esaslara göre gerçekleştirildiğini belirtti. Ekipler, “Her müdahaleyi bilimsel esaslara göre yapıyoruz, çünkü burada koruduğumuz şey sadece taş değil, tarih.” ifadelerini kullandı.

“Kentin Hafızasını Yeniden Ortaya Çıkarıyoruz”

Çalışmalar sırasında yalnızca onarım yapılmadığını ifade eden ekipler, tarihi yapıların yeniden görünür hale gelmesinin toplumda kültürel mirasa yönelik farkındalık oluşturduğunu belirtti. Açıklamada, “Bazen mahalle sakinlerinin farkında bile olmadığı tarihi yapıları gün yüzüne çıkarıyoruz. Bir çeşmenin yeniden akması, bir yapının yeniden kullanıma açılması vatandaşta büyük bir mutluluk yaratıyor.” denildi.

KUDEB bünyesinde yürütülen çalışmaların yalnızca sahadaki temizlik uygulamalarıyla sınırlı olmadığı kaydedildi. Restoratör Esra Küpelioğlu, İzmir’in 30 ilçesinde taşınmaz kültür varlıklarına ilişkin bakım ve onarım başvurularının uzman ekipler tarafından değerlendirildiğini söyledi.

Küpelioğlu, “Vatandaşlardan ve kurumlardan gelen başvuruları; mimar, mühendis, şehir plancısı, arkeolog ve sanat tarihçilerinden oluşan uzmanlar ile birlikte inceliyoruz. Yerinde yaptığımız incelemelerle yapının esaslı mı yoksa basit onarım kapsamında mı ele alınması gerektiğini belirliyoruz.” dedi.

“Tarihi Yapıya Zarar Vermeden Müdahale Ediyoruz”

Onarım süreçlerinin yapıların tescil durumuna göre farklı şekilde ilerlediğini aktaran Küpelioğlu, “1. grup yapılarda Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinden izin alınırken, 2. grup yapılarda Müdürlüğümüz KUDEB uzmanları tarafından değerlendirilerek ‘Ön Onarım İzin Belgesi’ düzenleniyor.” ifadelerini kullandı.

Sahadaki uygulamaların izin süreçlerinden sonra da titizlikle takip edildiğini belirten Restoratör Özgün Taner Kara ise, “İzinlerin ardından Tarihi Yapılar Şube Müdürlüğü ekibi koordinasyonunda sahaya iniyoruz, İZMİR MİRAS ekibi olarak iş programımızı oluşturuyoruz. Uygulamaları birebir takip ediyor, tarihi yapıya zarar vermeden müdahaleleri titizlikle gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Kara, yürütülen işlemlerin büyük hassasiyet gerektirdiğini belirterek, “Özel solüsyonlar ve kontrollü yöntemlerle milim milim çalışıyoruz. En küçük hata bile tarihi yüzeye zarar verebilir.” diye konuştu.

Restorasyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kara, “Restorasyon, benim için sadece bir meslek değil; zamanın ruhuna dokunma biçimi. Bir duvara dokunduğumuzda aslında geçmişe dokunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Tekrarlayan Vandalizm Yapının Dokusu İçin Risk Oluşturuyor”

Restoratör Esra Küpelioğlu, tarihi yapılarda tekrar eden vandalizmin ciddi risk oluşturduğunu vurgulayarak, “Temizlenen yüzeyler çok kısa sürede yeniden yazılarla doluyor. Bu durum hem emeğimizi hem de yapının dokusunu yıpratıyor.” dedi.

Her temizlik müdahalesinin yapı malzemesi üzerinde iz bıraktığını belirten Küpelioğlu, “Ne kadar hassas yöntemler kullanılsa da, tekrarlayan uygulamalar taşın yüzeyinde mikro düzeyde aşınmalara neden oluyor. Bu da zamanla malzemenin dayanımını azaltıyor, yüzey kayıplarını hızlandırıyor ve yapının özgün dokusuna geri dönüşü olmayan zararlar verebiliyor.” diye konuştu.

Küpelioğlu, kalıcı korumanın yalnızca teknik müdahalelerle mümkün olmadığını ifade ederek, “Kalıcı koruma, ancak toplumun bu yapılara karşı bilinç geliştirmesi ve bu değerleri sahiplenmesiyle mümkündür. Aksi halde yapılan her onarım, ne yazık ki geçici bir iyileştirme olmaktan öteye geçemiyor.” dedi.

Restoratörler, kültürel mirasın korunmasının toplumsal sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Özgün Taner Kara, “Biz sahadayız ama bu yapıların gerçek koruyucusu toplumun kendisi.” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü İzmir Miras çalışmalarının sosyal medya platformu Instagram’daki “@izmirmiras” hesabı üzerinden takip edilebildiği bildirildi.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0