İLKE Vakfı SOSYAL VERİ: Türkiye PISA’da yükselirken üniversite diploması işsizlik riskini azaltmıyor
İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı’nın SOSYAL VERİ projesi kapsamında hazırlanan “Eğitimde Kazanım, İstihdamda Uyum Arayışı” analizi, Türkiye’nin eğitim göstergelerindeki ilerlemeye rağmen mezunların istihdama geçişinde yaşanan uyumsuzluğa dikkat çekti. Analize göre ücretli çalışan lisans mezunlarının yalnızca yüzde 56,7’si eğitim aldığı alanla uyumlu bir meslekte çalışırken ilk işi bulma süresi ortalama 14,2 aya ulaşıyor.
İSTANBUL – İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı’nın SOSYAL VERİ projesi kapsamında hazırlanan “Eğitimde Kazanım, İstihdamda Uyum Arayışı” başlıklı analiz, Türkiye’de eğitim göstergelerinde kaydedilen ilerleme ile işgücü piyasasındaki sonuçlar arasındaki uyumsuzluğu gündeme taşıdı.
Analizde, PISA 2025 sonuçlarından yükseköğretim mezunlarının işsizlik oranlarına, eğitim-istihdam uyumundan gençlerin ilk işe geçiş sürelerine kadar farklı göstergeler değerlendirildi. Verilere göre Türkiye’de 25-34 yaş grubundaki yükseköğretim mezunlarının işsizlik oranı lise mezunlarıyla aynı düzeyde, yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.
Türkiye PISA göstergelerinde ilerleme kaydetti
Analizde aktarılan PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye, fen bilimlerinde 494, okuma becerilerinde 472 puana ulaşarak OECD ortalamasını geçti. Matematikte ise 462 puan alan Türkiye’nin OECD ortalamasıyla arasındaki farkının 1 puana kadar gerilediği belirtildi.
İLKE Vakfı’nın analizinde, OECD ortalamasının üç alanda da PISA tarihinin en düşük seviyesine gerilediği dönemde Türkiye’nin 2022’den itibaren ilerleme kaydeden sekiz ülke arasındaki tek OECD üyesi olduğu ifade edildi.
Yükseköğretimdeki tamamlama oranlarına da dikkat çekilen analizde, Türkiye’de lisans programına başlayanların yüzde 64’ünün programını teorik süresi içinde tamamladığı, OECD ortalamasının ise yüzde 43 olduğu kaydedildi.
Analizde, eğitimdeki bu göstergelerin mezuniyet sonrasında aynı ölçüde istihdama yansımadığı belirtilerek, işverenlerin teknik beceri gerektiren ve emek yoğun sektörlerde nitelikli çalışan bulmakta zorlandığı, üniversite mezunlarının ise işsizlik ve alan dışı çalışma riskiyle karşı karşıya kaldığı aktarıldı.
“Eğitim düzeyi arttıkça işsizlik düşmüyor”
OECD Education at a Glance 2026 verilerinin aktarıldığı analizde, Türkiye’de 25-34 yaş grubunda işsizlik oranının yükseköğretim mezunlarında yüzde 10, lise mezunlarında yüzde 10 ve lise altı eğitimlilerde yüzde 11 olduğu bildirildi.
OECD genelinde ise eğitim düzeyi yükseldikçe işsizlik oranının yüzde 14’ten yüzde 5’e gerilediği belirtilerek, “Eğitim düzeyi ile işsizlik arasında OECD ülkelerinde görülen belirgin ilişki Türkiye’de ortaya çıkmıyor.” değerlendirmesine yer verildi.
Analizde yükseköğretimin işgücü piyasasındaki avantajının OECD genelinde de izlenmesi gereken bir başlığa dönüştüğü aktarıldı. 2023-2025 döneminde yükseköğretim mezunlarının işsizlik oranının OECD ortalamasında 0,4 puan arttığı, lise mezunlarında ise 0,2 puan gerilediği belirtildi. İki grup arasındaki farkın 2,4 puandan 1,8 puana düştüğü kaydedildi.
Her 10 lisans mezunundan yaklaşık 6’sı kendi alanında çalışıyor
TÜİK Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri 2025 verilerine göre ücretli çalışan lisans mezunlarının yalnızca yüzde 56,7’si eğitim aldığı alanla uyumlu bir meslekte çalışıyor.
Alan uyumunun sağlık gibi doğrudan mesleğe yönelik eğitim sağlayan bölümlerde yüksek, sosyal bilimlerde ise daha düşük olduğu belirtildi. Lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 73,9’a gerilediği, mezunların ilk işlerini bulmasının ortalama 14,2 ay sürdüğü aktarıldı.
Her 100 genç mezundan yaklaşık 23’ü eğitim seviyesini yaptığı işin üzerinde görüyor
TÜİK’in İşgücü Piyasasında Gençler 2024 verilerine göre 15-34 yaş grubunda çalışan dört yıllık yükseköğretim ve üzeri mezunlarının yüzde 22,8’i, eğitim seviyesinin yaptığı işin gerektirdiği seviyenin üzerinde olduğunu düşünüyor.
Analizde “aşırı eğitimlilik” olarak tanımlanan bu durumdaki çalışanların daha az kazandığı, daha düşük iş tatmini yaşadığı ve daha sık iş değiştirdiği ifade edildi. Niteliklerinin altında işlere yerleşen mezunların, söz konusu işlere yönelen daha düşük eğitim seviyesindeki kişilerin istihdam imkanlarını da etkileyebildiği kaydedildi.
2026 YKS verileri yeni diploma arayışını gündeme taşıdı
Analizde 2026 YKS verileri de ele alındı. Buna göre 2 milyon 187 bin 747 adayın yerleştirme puanı hesaplanırken 641 bin 458 aday örgün yükseköğretim programlarına yerleşti.
Yerleştirme puanı hesaplanan adayların 163 bin 854’ünün daha önce bir yükseköğretim programını bitirdiği, bunlardan 35 bin 542’sinin yeniden örgün bir yükseköğretim programına yerleştiği belirtildi. SOSYAL VERİ analizinde söz konusu göstergenin mezunların bir bölümünün yeni diploma arayışında olduğuna işaret ettiği ifade edildi.
İş deneyimi istihdam oranında fark oluşturuyor
Eğitim sırasında edinilen iş deneyiminin mezuniyet sonrasındaki istihdamla ilişkisine de yer verilen analizde, TÜİK verilerine göre en az lise mezunu 15-34 yaş grubundaki gençlerde istihdam oranının, eğitiminin bir parçası olarak çalışanlarda yüzde 68,6, çalışmayanlarda ise yüzde 55,8 olduğu aktarıldı.
ILO’nun nitelikli çıraklık programlarını ve iş yerinde öğrenmeyi eğitim ile istihdam arasındaki boşluğun kapatılmasında kullanılan araçlar arasında gösterdiği belirtildi.
“Hangi diploma, hangi beceri?”
ILO’nun Küresel Genç İstihdam Eğilimleri 2026 raporuna da değinilen analizde, gençlere yönelik yeterli iş imkanlarının oluşturulmasındaki sorunlara beceri uyumsuzluğunun eşlik ettiği kaydedildi.
Büro hizmetleri, satış ve makine operatörlüğü gibi işlerde genç istihdamı daralırken bilim, mühendislik, sağlık ve bilişim alanlarında artışın sürdüğü ifade edildi. Dünya genelinde 15-29 yaş grubunda çalışan her 100 gençten 6’sının yapay zekaya en yüksek düzeyde maruz kalan mesleklerde çalıştığı aktarıldı.
Analizde yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeyle birlikte tartışmanın “Daha fazla eğitim mi?” sorusundan “Eğitim, değişen işlerin gerektirdiği becerileri ne ölçüde kazandırıyor?” sorusuna doğru yöneldiğine dikkat çekildi.
SOSYAL VERİ analizinde, PISA’daki ilerlemenin ve lisans tamamlama oranlarının işgücü piyasasında daha güçlü karşılık bulabilmesi için bölüm tercihleri, müfredatlar ve işbaşında öğrenme imkanlarının değişen meslek yapısıyla daha sıkı ilişkilendirilmesi gerektiği belirtildi.
Üniversite-sanayi iş birliği kapsamında staj programlarının yaygınlaştırılması, kariyer rehberliğinin güçlendirilmesi ve mezunların uzun vadede takip edilmesini sağlayacak sistemlerin kurulması, analizde öne çıkarılan adımlar arasında sıralandı.
İLKE Vakfı bünyesinde yürütülen SOSYAL VERİ projesinin, toplumsal meseleleri güncel veriler ışığında ele alarak kamuoyuyla paylaşmayı amaçlayan bir analiz serisi olduğu bildirildi.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0