HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç: “Eğitimde süre değil, nitelik ve amaç merkeze alınmalıdır”
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu. Fon krizinden kamu yönetiminde liyakate, Diyanet Akademisi kursiyerlerinin ekonomik sorunlarından aile politikalarına kadar birçok konuda açıklama yapan Dinç, Afganistan, Yemen ve Azerbaycan'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı.
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında eğitim sistemi, kamu kaynaklarının denetimi, Diyanet Akademisi kursiyerlerinin yaşadığı ekonomik sorunlar ve aile politikalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Dinç, uluslararası gündeme ilişkin değerlendirmelerinde ise Afganistan, Yemen ve Azerbaycan'daki gelişmelere dikkat çekti.
“Eğitimde süre değil, nitelik ve amaç merkeze alınmalıdır”
Türkiye'de uygulanan 12 yıllık zorunlu eğitim modelinin bilimsel veriler ve toplumsal gerçekler doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, öğrencilerin bireysel yeteneklerine ve mesleki eğilimlerine uygun bir eğitim sisteminin oluşturulmasını istedi.
Dinç, mevcut eğitim modeline ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Her öğrenciyi aynı süre boyunca aynı akademik kalıba mahkûm etmek, bireysel yetenekleri, öğrenme farklılıklarını ve mesleki eğilimleri görmezden gelmektir. Bunun bedelini öğrenciler motivasyon kaybıyla, aileler çaresizlikle, toplum ise karşılanamayan mesleki ihtiyaçlarla ödemektedir. Zorunlu eğitimin süresini ve yapısını yeniden düzenlemek, çocukları ve gençleri eğitimden uzaklaştırmak anlamına gelmemelidir. Asıl mesele, eğitimde süreyi değil, niteliği ve amacı merkeze almaktır.”
Millî Eğitim Bakanlığının öğrencileri tek bir eğitim modeline yönlendirmek yerine yeteneklerini, ilgi alanlarını ve öğrenme ihtiyaçlarını erken dönemlerden itibaren belirlemesi gerektiğini kaydeden Dinç, akademik, mesleki, teknik ve sanat odaklı eğitim seçeneklerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
“Eğitimde reform, yanlışta ısrarı bırakmakla başlar”
Eğitim sisteminin yalnızca akademik başarıya odaklanmaması gerektiğini ifade eden Dinç, ahlaki gelişim, sorumluluk bilinci, üretkenlik ve toplumsal aidiyetin de eğitim politikalarında öncelikli olması gerektiğini söyledi.
Dinç, “Çocukları sisteme uydurmaya çalışan değil, sistemi çocukların fıtratına ve kabiliyetlerine göre şekillendiren bir eğitim anlayışı geliştirilmelidir. Eğitimde reform, tabelaları değiştirmekle değil, yanlışta ısrarı bırakmakla başlar.” dedi.
“Kamu yönetiminin ehliyet, liyakat ve denetim sorumluluğu sorgulanmalıdır”
Finansal fon krizi ve kamu kaynaklarının yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dinç, yaşanan sorunların yalnızca ekonomik boyutuyla ele alınamayacağını belirtti.
Kamu kurumlarının denetim sorumluluğuna dikkat çeken Dinç, şunları söyledi:
“Bir ülkede milyonlarca insan geçim derdiyle boğuşurken milyarlarca liralık fon meselesinin gündeme gelmesi, yalnızca finansal bir kriz olarak değerlendirilemez. Bu durum, kamu yönetimindeki sorumluluk ve denetim mekanizmalarının ne ölçüde etkin işlediği sorusunu da gündeme getirmektedir. Emekli aylığıyla ayakta kalmaya çalışan, asgari ücretle kirasını ve mutfak masrafını denkleştiremeyen, dar gelirine rağmen birikim yapmaya uğraşan vatandaşın hakkını kim, nasıl koruyacak? Vatandaşın sofrası her geçen gün küçülürken ve birikimleri risk altına girerken kamu yönetiminin ehliyet, liyakat ve denetim sorumluluğu ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır.”
“İlgili kurumların görev ve sorumlulukları gözden geçirilmelidir”
Kamu kurumlarının temel görevinin vatandaşların haklarını korumak, hukuku eşit uygulamak ve kamu güvenini sağlamak olduğunu vurgulayan Dinç, finansal denetimden sorumlu kurumların çalışmalarının incelenmesi gerektiğini belirtti.
Dinç, “SPK’dan MASAK’a, BDDK’dan Hazine yönetimine ve Borsa İstanbul’a kadar ilgili kurumların görev ve sorumlulukları bütün yönleriyle gözden geçirilmelidir. Denetim mekanizmaları, görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getiremediğinde zarar gören yalnızca yatırımcılar değil, devletin kurumlarına duyulan güvendir.” ifadelerini kullandı.
“İhmali veya sorumluluğu bulunanlar hesap verecek mi?”
Finansal risklerin zamanında tespit edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini belirten Dinç, denetim süreçlerine ilişkin şu soruları yöneltti:
“Riskler neden zamanında önlenemedi? Erken uyarılar neden dikkate alınmadı? İhmali veya sorumluluğu bulunanlar hesap verecek mi?”
“Fon krizinin bedelini dar gelirli ödememeli”
Kamu yönetiminde sadakat yerine liyakatin esas alınması gerektiğini dile getiren Dinç, finansal sorunların bütün yönleriyle şeffaf biçimde araştırılması çağrısında bulundu.
Dinç, “Fon meselesi bütün boyutlarıyla şeffaf biçimde araştırılmalı, ihmali ve sorumluluğu bulunanlar tespit edilerek hukuk önünde hesap vermelidir. Denetim zaafiyetinin bedelini bir kez daha emekli, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaş ödememelidir.” dedi.
Diyanet Akademisi kursiyerlerine kira ve konaklama desteği çağrısı
Diyanet Akademisinde eğitim gören imam hatip ve Kur'an kursu öğreticisi adaylarının karşılaştığı ekonomik sorunları da gündeme getiren Dinç, akademi eğitiminin süresi ve kursiyerlere sağlanan maddi imkânların yeniden değerlendirilmesini istedi.
İlahiyat eğitimi almış adayların eğitim durumlarına göre 6-7 veya 9-10 ay süren akademi programlarına katılmak zorunda kaldığını belirten Dinç, bu durumun adaylar üzerinde ek ekonomik yük oluşturduğunu söyledi.
Dinç, “İlahiyat eğitimi almış ve gerekli mesleki yeterlilikleri taşıyan imam hatip ve Kur’an kursu öğreticisi adaylarının, eğitim durumlarına göre 6-7 veya 9-10 ay gibi uzun bir akademi eğitimine tabi tutulmaları, üniversitede daha önce gördükleri alan eğitimiyle birlikte değerlendirildiğinde, adayları yeni bir külfetle ve zorlu bir süreçle karşı karşıya bırakmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Kursiyerlere aylık yaklaşık 8 bin 500 lira ödeme yapıldığını aktaran Dinç, bu tutarın mevcut ekonomik koşullarda temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını savundu.
Dinç, “Özellikle evli adaylar; kira, ulaşım, gıda ve aile giderleri nedeniyle ciddi geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Akademi yurtlarında kalamayan ve ailesiyle ayrı bir ev düzeni kurmak zorunda kalan kursiyerlerin yükü daha da ağırlaşmaktadır.” dedi.
“Adayların geçim sıkıntısıyla baş başa bırakılması kabul edilemez”
Diyanet Akademisindeki eğitim süresinin ve içeriğinin yeniden düzenlenmesini isteyen Dinç, kursiyerlere yapılan ödemelerin artırılması ve evli adaylara kira desteği sağlanması gerektiğini belirtti.
Dinç, “Bunun yanında adaylara yapılan ödemeler günün ekonomik şartlarına göre artırılmalı, evli kursiyerlere kira ve konaklama desteği sağlanmalıdır. Geleceğin imam hatip ve Kur’an kursu öğreticilerini yetiştiren bir kurumun, adayları geçim sıkıntısıyla baş başa bırakması kabul edilemez bir durumdur.” açıklamasında bulundu.
“Aile kurumunu dağıtmaya yönelik girişimlerdir”
Aile yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, bazı feminist içeriklerin aile içindeki sorumluluk paylaşımını hedef aldığını ileri sürdü.
Dinç, “İnanç ve değerlerimize göre aile içinde her ferdin yüklenmesi gereken kendine has sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar, iş bölümü ve tamamlayıcılık esası gereği yerine getirilir. Bu anlayış aile içinde uyumu sağlar. Uyumun olmadığı yerde ise çatışmalar ortaya çıkar.” dedi.
Aile içindeki iş bölümüne ilişkin görüşlerini sürdüren Dinç, “Hak, hukuk ve eşitlik gibi kulağa hoş gelen söylemleri kullanarak eşler arası iş bölümü ve uyumu hedef alan anlayış; bizim inanç ve aile değerlerimizle taban tabana zıt olan aile düşmanı feminist ideolojinin bir yansımasıdır.” ifadelerini kullandı.
“25 yıl evli kalan kadınlara emeklilik hakkı tanınmalıdır”
Kadınların ev içi emeğinin sosyal güvenlik sistemi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dinç, 25 yıl evli kalan kadınlara emeklilik hakkı verilmesini önerdi.
Dinç, “Kadınlarımız çocukların yetişmesinde, geleceğe hazırlanmasında ve bir evin aile yuvası olmasında belirleyici bir role sahiptir. Anneleri bu vazifelerinden soyutlamak, geleceğimizi karartma adına yapılan girişimler olarak görülmeli; anneliği ve kadının ev içi emeğini küçümseyen yayınlar yasaklanmalıdır. Annelerin ev içi emeğinin değeri bilinmeli; 25 yıl evli kalanlara emeklilik hakkı tanınmalıdır.” dedi.
“Uluslararası Ceza Mahkemesinin Afganistan kararı kabul edilemez”
Uluslararası Ceza Mahkemesinin Afganistan İslam Emirliği yöneticileri hakkında aldığı tutuklama kararını eleştiren Dinç, Afganistan'da geçmişte yaşanan işgal ve çatışmaların da uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Dinç, “Afganistan konusunda asıl hesap vermesi gerekenler, yıllarca bu ülkeyi işgal altında tutan ve ülkenin büyük bir yıkıma sürüklenmesine neden olan işgalcilerdir. Eğer bugün kız çocuklarının ve kadınların hakları gerçekten düşünülüyorsa, öncelikle emperyalistlerin yıllarca acımasızca katlettiği Afgan kız çocuklarının ve kadınların hesabı sorulmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Afganistan'a yönelik yaptırımları da eleştiren Dinç, uluslararası kurumların bağımsız hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Dinç, “Yıllarca Afganistan’ı işgal altında tutanlar, bugün de ülkenin ulusal varlıklarını ve kaynaklarını gasp ederek Afgan halkını yaptırımlar ve kısıtlamalarla ağır bir yoksullukla cezalandırmaya devam etmektedir. Uluslararası kurumlar hiçbir devletin veya güç odağının çıkarlarının aracı haline gelmemeli, emperyalist politikaların meşrulaştırma mercii olarak kullanılmamalıdır.” dedi.
“Yemen'de çözüm yeni cepheler değil”
Yemen'de 2015 yılından bu yana devam eden çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Dinç, askerî yöntemlerin kalıcı çözüm sağlamadığını ve sivil halkın yaşadığı mağduriyetleri artırdığını belirtti.
Dinç, “Yıllardır sonuç vermeyen bir yöntemin yeniden denenmesi Yemen’e yine barış getirmeyecektir. Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni cepheler açmak değil; kapsamlı bir iç uzlaşı, diplomasi masası ve kalıcı barış sürecidir.” dedi.
“Türkiye ve Pakistan Yemen'de uzlaşı sürecinin önünü açmalı”
Yemen'deki çatışmaların sona erdirilmesi için Türkiye ve Pakistan'ın diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini belirten Dinç, bölgesel iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Dinç, “Mekke İttifakı İslam dünyasında yaşanan iç ihtilaflarda tarafları diplomasi masasına taşıyacak bir mekanizma olarak kullanılmalıdır. Türkiye ve Pakistan, Yemen’de bütün tarafları kapsayan bir uzlaşı sürecinin önünü açmalı ve kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşılması için inisiyatif almalıdır.” çağrısında bulundu.
“Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı kabul edilemez bir insan hakları ihlalidir”
Azerbaycan'da başörtüsüne ilişkin uygulamaları da gündeme getiren Dinç, öğrencilere yönelik olduğunu belirttiği yasağın öğretmenleri de kapsayacak şekilde genişletilmesinden endişe duyduklarını ifade etti.
Dinç, “Azerbaycan’da öğrencilere yönelik başörtüsü yasağının sona erdirilmesini beklerken, uygulamanın öğretmenleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini büyük bir endişeyle karşılıyoruz. İnancı gereği başörtüsü takan öğrencilerin eğitim hakkından, öğretmenlerin ise mesleklerini icra etme özgürlüğünden mahrum bırakılması kabul edilemez. Bu uygulamalar; din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra eğitim ve çalışma hakkını da ihlal eden ciddi bir insan hakları meselesidir.” dedi.
“Temel insan hakları hiçbir devletin iç meselesine indirgenemez”
Azerbaycan'daki uygulamalara yönelik eleştirilerin başka bir ülkenin iç işlerine müdahale olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Dinç, temel hak ve özgürlüklerin uluslararası düzeyde korunması gerektiğini savundu.
Dinç, “Söz konusu uygulamalara yönelik eleştirilerin ‘başka bir ülkenin iç işlerine müdahale’ şeklinde değerlendirilmesini de kabul edilemez buluyoruz. Temel insan hakları hiçbir devletin iç meselesine indirgenemez.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye açık bir tutum sergilemelidir”
Türkiye'nin Azerbaycan yönetimi nezdinde diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini belirten Dinç, başörtüsü nedeniyle yaşandığını ifade ettiği hak ihlallerinin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Dinç, “Türkiye’nin kardeş ve Müslüman Azerbaycan halkına karşı tarihî, insanî ve ahlaki sorumlulukları vardır.” dedi.
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bu sorumluluğun gereği olarak Azerbaycan yönetimi nezdinde gerekli diplomatik girişimlerde bulunmalı ve başörtüsü nedeniyle yaşanan hak ihlallerinin sona erdirilmesi yönünde açık bir tutum sergilemelidir. Azerbaycan yönetimini; öğrencilerin eğitim hakkını ve öğretmenlerin çalışma özgürlüğünü güvence altına almaya, inançları nedeniyle vatandaşlarını ayrımcılığa maruz bırakan uygulamalardan derhal vazgeçmeye davet ediyoruz.”
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0