HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: “HÜDA PAR öze ve fıtrata dönüş hareketidir”
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin İstanbul 5. Olağan İl Kongresi’nde adalet, siyasi ahlak, ekonomi, aile politikaları, yeni anayasa, toplumsal barış ve Gazze konularında açıklamalarda bulundu. HÜDA PAR’ın “öze ve fıtrata dönüş hareketi” olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Faizsiz Türkiye” çağrısını yineledi ve siyasetin önceliğinin halkın sorunları olması gerektiğini belirtti.
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından Bağcılar Göztepe Spor Kompleksi’nde “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” sloganıyla düzenlenen 5. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetlinin yer aldığı kongrede Yapıcıoğlu, partisinin siyasi hedeflerini ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan kongre, parti çalışmalarının anlatıldığı sinevizyon gösterimiyle devam etti. Divan kurulunun oluşturulması, mali ve faaliyet raporlarının okunmasının ardından seçim gündemine geçildi.
Kongrede partililere seslenen Yapıcıoğlu, HÜDA PAR’ın kuruluşundan itibaren insan onurunu ve adaleti siyasetin merkezine yerleştirdiğini belirterek ekonomik sorunlardan toplumsal barışa, aile politikalarından dış politikaya kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
İstanbul’da yaşanan sel felaketinden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Yapıcıoğlu, “Vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır, geride kalanlara hayırlı uzun ömürler diliyorum. Rabbim aziz milletimizi, güzel memleketimizi her türlü afet ve musibetlerden muhafaza eylesin.” dedi.
“BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN ADALETİN YENİDEN TESİS EDİLMESİDİR”
HÜDA PAR’ın 2012 yılında “Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet” anlayışıyla kurulduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, siyasi çalışmalarında insanı merkeze aldıklarını vurguladı.
Yapıcıoğlu, “Siyasetimizin merkezine insanı yerleştirdik, hedefimizi adalet olarak belirledik. İnsan eşref-i mahlûkattır, yaratılmışların en değerlisidir. Bu yüzden siyasetin gayesi, insanın onurunu korumak, onu yüceltmek, canını, malını, dinini, aklını ve neslini muhafaza etmek olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Kuruluş ilkelerinden taviz vermediklerini belirten Yapıcıoğlu, “Kuruluşumuzdan bugüne ‘Önce İnsan, Öncelik Adalet’ şiarından taviz vermedik ve bundan sonra vites büyüterek yola devam edeceğiz inşallah. Bizim için önemli olan hakkın hâkim olması ve adaletin yeniden tesis edilmesidir. Bu uğurda gerekirse şahsi ve partisel çıkarlarımızı feda ettik, bundan sonra da feda etmeye hazırız.” diye konuştu.
“BİZİM DAVAMIZ BİR KOLTUK DAVASI DEĞİLDİR”
Siyasette makam ve kişisel çıkar anlayışına karşı olduklarını dile getiren Yapıcıoğlu, asıl başarının ilkeler doğrultusunda hareket etmek olduğunu söyledi.
Yapıcıoğlu, “Bizim davamız bir koltuk davası değildir. Bizim kongrelerimizde sandalyeler uçuşmaz, yumruklar sıkılmaz, makam kavgası yaşanmaz. Genel başkanlığı devretmiş kardeşlerimiz bugün genel başkan yardımcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Çünkü bizde şoför koltuğundan kalkan arabadan inmez.” dedi.
Görevlendirmelerde makamdan çok liyakati esas aldıklarını belirten Yapıcıoğlu, “Allah indinde en büyük payı en yüksek makamda oturan değil, görevini en iyi yapan alır. Bu yüzden görevlendirmelerimizde işin en iyi kimin tarafından yapılacağı gözetilir.” ifadelerini kullandı.
“İKİ DÜNYALI İNSAN ADALETTEN AYRILMAYA CESARET EDEMEZ”
Siyasi anlayışlarının ahlaki sorumluluk üzerine kurulu olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, dünya hayatının makam ve servet biriktirmek için değil, iyiliği ve adaleti yaymak için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yapıcıoğlu, “Biz iki dünyalı insanlarız. Bizim en temel farkımız belki de budur: Hayat, mevki ve makam yükseltmek, servet yığmak için harcanmayacak kadar değerlidir. Yaşadığımız dünya iyiliği çoğaltma, adaleti hâkim kılmak için çalışma, terleme yeridir.” dedi.
Yapıcıoğlu, “Bu dünyada yaptığı her şeyin hesabını vereceği bilincinde olan iki dünyalı insan adaletten ayrılmaya cesaret edemez; iki dünyalı insan kul hakkıyla Rabbinin huzuruna çıkmaktan titrer. Siyaseti mal, makam ve mevki elde etmek, şöhret olmak, servet yığmak için yapanlarla aramızdaki fark buradan başlıyor.” ifadelerini kullandı.
“HARAMA EL UZATAN KİM VARSA MUTLAKA HESABI SORULMALI”
Yolsuzluk ve toplumsal yozlaşmayla mücadelede yalnızca cezai yaptırımların yeterli olmayacağını belirten Yapıcıoğlu, ahlak ve vicdan eğitiminin önemine dikkat çekti.
Yapıcıoğlu, “İnsanların karnını doyurmak yetmez, ruhunu kalbini de doyurmak gerekir. Fazilet duygusunu aşılamak gerekir. Sadece polisiye veya adli tedbirlerle, kanunlardaki cezaları artırmakla olmuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yolsuzluk, rüşvet, kumar, uyuşturucu ve kara para aklama gibi suçlara karşı kararlı mücadele gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Harama el uzatan, milletin malına göz koyan kim varsa mutlaka hesabı sorulmalı, adaletten milim sapılmamalıdır.” dedi.
“ADALET HERKESE LAZIMDIR”
Adaletin kişilere ve şartlara göre değiştirilemeyeceğini vurgulayan Yapıcıoğlu, hukuk sistemine duyulan güvenin toplumsal huzurun temel şartlarından biri olduğunu belirtti.
Yapıcıoğlu, “Adalet emr-i mutlaktır ve tavizi olmaz. Adalet bütün peygamberlerin gönderiliş gayesidir ve asla taviz verilemeyecek mutlak bir ilahi emirdir.” ifadelerini kullandı.
Adaletin herkese eşit uygulanması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, “Milletin adalet duygusu zedelenir, adaleti yerine getirmekle görevli olanlara güvenilmez ise orada huzur olmaz. Garip suç işlediğinde cezalandırıp, suç işleyen nüfuzlu ise himaye etmek toplumsal çürümeyi getirir. Adalet herkese lazımdır, herkes onu gerçekleştirmek için çaba sarf etmek zorundadır.” diye konuştu.
“SİYASETİN GÜNDEMİYLE HALKIN GÜNDEMİ BİRBİRİNDEN KOPUKTUR”
Türkiye’de siyasi tartışmaların vatandaşların günlük yaşamda karşılaştığı sorunlardan uzaklaştığını savunan Yapıcıoğlu, televizyon programlarında ve siyasi gündemde ekonomik sıkıntıların yeterince ele alınmadığını ifade etti.
Yapıcıoğlu, “Televizyonlarda, tartışma programlarında, haber bültenlerinde hemen her gün fon krizi, belediyeler, parti değiştirmeler, yolsuzluklar, operasyonlar var. Ama ekranlarda halkın gündemi yoktur. Siyasetin gündemiyle halkın gündemi birbirinden kopuktur.” dedi.
Vatandaşların öncelikli sorunlarının geçim sıkıntısı, yüksek enflasyon, kira artışları ve işsizlik olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Halk geçinemiyor. Halkın gündeminde hayat pahalılığı var, yüksek enflasyon var, mutfaktaki yangın var. Astronomik kira artışları var. Açlık sınırının epey altında kalan emekli maaşları var.” ifadelerini kullandı.
Genç işsizliğine, esnafın ekonomik sorunlarına ve aile kurumunun karşı karşıya bulunduğunu düşündüğü tehditlere de değinen Yapıcıoğlu, “Sokağın gündeminde yüksek faizler, durgun piyasa, kepenk kapatan esnaf, işçi çıkaran fabrika, konkordato ilan eden tüccar var. Bizim gündemimiz hep halkın gündemi olacak.” diye konuştu.
“MAKİNİST DEĞİL MAKAS DEĞİŞMELİDİR”
Ekonomik sorunların temelinde mevcut sistemin bulunduğunu savunan Yapıcıoğlu, kapitalist ekonomi modelinin servet birikimini ve faiz gelirlerini öncelediğini ileri sürdü.
Yapıcıoğlu, “Makinist değil makas değişmelidir. Kapitalist sistem olmayan şeyi sattığı için düzenli olarak kriz üretir. Sürekli balonlar oluşur, sonra o balonlar patlar.” dedi.
Ekonomik sistemin yapısal olarak değiştirilmesi gerektiğini savunan Yapıcıoğlu, “Sistemin kötülüğü anlaşılmadan sistemin uygulayıcılarına saldırmak hiçbir şeyi değiştirmez; biri gider, bir başkası gelir. Makinist değişse ne olur? Ray aynı, tren aynı. Makas değişikliği yapmak, şu sömürü düzeninden çıkmak lazım.” ifadelerini kullandı.
“GELİN BİR DE FAİZSİZ TÜRKİYE SÜRECİ BAŞLATALIM”
Türkiye’de uygulanan yüksek faiz politikasının üretim ve istihdam üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu savunan Yapıcıoğlu, bankalardaki mevduatın ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyledi.
Piyasada dolaşan para ile bankalarda tutulan mevduat arasında büyük fark bulunduğunu öne süren Yapıcıoğlu, “Bu memlekette piyasada 1 trilyon liranın biraz üzerinde para dolaşıyor. 33 trilyon lira faizde ve bankalarda yatıyor.” dedi.
Yapıcıoğlu, “Eğer 33 trilyon lira, tezgâha, tarlaya, fabrikaya gitseydi bu memlekette yoksulluk mu kalırdı, kriz mi kalırdı? Asıl sorulması gereken soru şudur: Faiz bu memlekette niye bu kadar kıymetli hâle geldi ki insanımız yatırımı, üretimi, istihdamı, sanayiyi bırakıp parasını faize gömüyor?” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yetişkin vatandaşların yüzde 81’inin bankalara borçlu olduğunu ileri süren Yapıcıoğlu, faiz giderlerinin kamu bütçesi ve hane halkı üzerindeki yüküne dikkat çekti.
Yapıcıoğlu, “Teröre kaç trilyon harcadığımızı konuşuyoruz; peki son 40 yılda faize ne kadar harcadık? Son 23 yılda ödenen faiz miktarı 743 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. Gelin bu ekonomik terörü de bitirelim. Gelin bir de ‘Faizsiz Türkiye’ süreci başlatalım, ayağımızı yorganımıza göre uzatalım.” çağrısında bulundu.
Faiz artışlarının enflasyonla mücadelede beklenen sonucu vermediğini savunan Yapıcıoğlu, “Faiz sünger gibi parayı emdi, esnaf çekini ödeyemiyor, tüccar konkordato ilan ediyor, fabrika işçi çıkarıyor, milletin cebinde alışveriş yapacak para kalmadı.” dedi.
“ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA OLMAMALI”
Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların ekonomik koşullarına değinen Yapıcıoğlu, Türkiye’de 17,1 milyon emeklinin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade etti.
Yapıcıoğlu, “Bu ülkede 17,1 milyon emekli var ve bu insanlar temel insani yaşam standardını sürdürecek imkâna sahip değil. Bir ömür çalışmış, bu memlekete emek vermiş insanlardan söz ediyoruz.” dedi.
En düşük emekli aylığının asgari ücretin altında olmaması için kanun teklifi sunduklarını hatırlatan Yapıcıoğlu, asgari ücretin belirlenmesinde çalışanların ailelerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Yapıcıoğlu, “En düşük emekli maaşı asgari ücretin, asgari ücret açlık sınırının altında olamaz. Bir dönem asgari ücretin üzerinde maaş alan emekliler bugün asgari ücretin epey altına düştü.” ifadelerini kullandı.
Asgari ücretin tanımının yeniden yapılmasını isteyen Yapıcıoğlu, “Gelin asgari ücretin tanımına işçinin bakmakla yükümlü olduğu ailesini de ekleyelim. Bugün tek bir kişinin geçinmesi için 50 bin lira gerekiyor, asgari ücret bunun yarısından biraz fazla. Asgari ücret açlık sınırının altında olmamalı; en azından dört kişilik bir ailenin gıda harcamasına yetmeli, en düşük emekli maaşı da buna eşitlenmeli.” dedi.
“VERGİYİ ASIL OLARAK ASGARİ ÜCRETLİ ÖDÜYOR”
Türkiye’de vergi sisteminin dar gelirli vatandaşlar üzerinde daha fazla yük oluşturduğunu savunan Yapıcıoğlu, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payına dikkat çekti.
Yapıcıoğlu, “Türkiye’de hazineye giren her 3 lira verginin 2 lirası dolaylı vergidir; bu oran zaman zaman yüzde 70’e kadar çıkıyor. Yani vergiyi kazanırken değil, harcarken ödüyoruz ve insanlar vergi verdiğinin farkında bile değil.” ifadelerini kullandı.
“DEVLET SOSYAL KİRALIK KONUT ÜRETMELİDİR”
Konut kiralarındaki artışın dar gelirli vatandaşların yaşam koşullarını zorlaştırdığını belirten Yapıcıoğlu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından uygun fiyatlı kiralık konut üretiminin artırılmasını istedi.
Yapıcıoğlu, “Kiralar asgari ücreti aştı; devlet sosyal kiralık konut üretmelidir. Kira artışlarına getirilen sınırlandırmalar işe yaramadı; kiralar asgari ücreti aşmış durumda.” dedi.
HÜDA PAR’ın sosyal kiralık konut önerisini hatırlatan Yapıcıoğlu, “TOKİ dar gelirli vatandaşlarımız için doğrudan sosyal kiralık konutlar üretsin ve bunları uygun fiyatla kiraya versin. Bu teklifimiz nihayet karşılık buldu; fakat üretilen konutların sayısı yetersizdir. Daha fazla konut üretilmeli ve dar gelirli vatandaşlarımız rahatlatılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“AİLE HAKEMLİĞİ MÜESSESESİ KURULMALIDIR”
Aile kurumunun korunmasının partisinin öncelikli politikalarından biri olduğunu belirten Yapıcıoğlu, aile içi anlaşmazlıkların çözümünde arabuluculuk mekanizmasının oluşturulmasını önerdi.
Yapıcıoğlu, “Aile yoğun bir saldırı altındadır ve biz bunu partiyi kurduğumuz ilk günden beri, hatta parti programını yazdığımız günlerde televizyonlara çıkarak söyledik.” dedi.
Boşanmaların önlenmesi amacıyla aile hakemliği uygulamasının hayata geçirilmesini isteyen Yapıcıoğlu, “Bu yüzden aile için bir arabuluculuk mekanizması, yani bir aile hakemliği müessesesi kurulmalıdır. Anlaşmazlık doğrudan mahkeme kapısına taşınmadan önce, tarafların hakemler eliyle uzlaştırılabileceği bir aşama olmalıdır. Kurtarılabilecek pek çok yuva, bugün bu aşama olmadığı için dağılıyor.” ifadelerini kullandı.
“ÜÇ VEYA DAHA FAZLA ÇOCUK SAHİBİ AİLELERE EV VE ARABA İMKÂNI SAĞLANSIN”
Gençlerin evlilik konusunda ekonomik engellerle karşılaştığını ifade eden Yapıcıoğlu, evlilik desteklerinin geri ödemeli kredi yerine doğrudan hibe şeklinde verilmesi gerektiğini söyledi.
Üç veya daha fazla çocuk sahibi aileler için konut ve araç desteği öneren Yapıcıoğlu, “Aileyi güçlendirmek ve çocuk sayısını artırmak gerçekten isteniyorsa lafla değil, somut imkânlarla destekleyelim.” dedi.
Yapıcıoğlu, “Üç veya daha fazla çocuk sahibi ailelere ev ve araba imkânı sağlansın. Bu ailelere kuraya girmeden doğrudan TOKİ konutu verilsin; önemli bir kısmı hibe edilmiş bir ev imkânı sunulsun. Araç alımında ise ÖTV’siz araba hakkı tanınsın.” ifadelerini kullandı.
“ŞİDDET BİTECEK, SİLAH SUSACAK VE KARDEŞLİK KONUŞACAK”
Türkiye’de terör ve şiddetin sona erdirilmesine yönelik yürütülen çalışmaları değerlendiren Yapıcıoğlu, toplumsal barışın sağlanması için siyasi irade, cesaret ve samimiyet gerektiğini belirtti.
Meclis’te oluşturulan komisyonun çalışmalarına değinen Yapıcıoğlu, “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl Meclis’te Terörsüz Türkiye, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu kuruldu. Bu komisyon 21 toplantıda yüzden fazla kişi ve kurum temsilcisini dinledi.” dedi.
Komisyon çalışmalarında HÜDA PAR’ın hazırladığı raporun kapsamlı olduğunu savunan Yapıcıoğlu, “Komisyona üye veren bütün partilerin raporlarını ayrı ayrı okuyanlar takdir edecektir ki en sağlam, en tutarlı, en etraflı ve ayağı yere basan raporlardan biri HÜDA PAR’ın raporudur.” ifadelerini kullandı.
Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edildiğini belirten Yapıcıoğlu, “Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesi geri vitesi iptal etmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumsal barışın yalnızca silahların susmasıyla tamamlanamayacağını belirten Yapıcıoğlu, “Bu sürecin resmî adı ‘Terörsüz Türkiye’dir. Biz, ‘PKK’nın tasfiyesi süreci’ diyoruz. Ancak iş sadece şiddet parantezinin kapanmasıyla bitmiyor. Kardeşliğin edebiyatını yapmakla yetinemeyiz; kardeşlik hukukunun da adalet temelinde tesis edilmesi gerekiyor.” dedi.
Yapıcıoğlu, “Şiddet bitecek, silah susacak ve kardeşlik konuşacak. Kardeşliğin hukuku tesis edildiğinde adalet her tarafa yayılacak, birlik sağlamlaşacak, toplumsal dayanışma güçlenecek.” ifadelerini kullandı.
“1982 DARBE ANAYASASI MİLLETİN AYAĞINDAKİ BİR PRANGADIR”
Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu belirten Yapıcıoğlu, mevcut anayasanın toplumun değerleriyle uyumlu şekilde yeniden hazırlanması gerektiğini savundu.
Yapıcıoğlu, “1982 Darbe Anayasası milletin ayağındaki bir prangadır ve ‘Türkiye Yüzyılı’ iddiası bu darbe anayasasıyla gerçekleşemez. Bu milletin yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır.” dedi.
Yeni anayasanın toplumun inançlarını ve farklılıklarını güvence altına alması gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “İhtiyacımız olan şey Avrupa’dan tercüme edilmiş bir metin değil; tamamen milletin kendi değerleriyle uyumlu, sivil bir anayasadır.” diye konuştu.
“SİYONİZM MUTLAK KÖTÜLÜKTÜR VE KÜRESEL BİR TEHDİTTİR”
Gazze’de yaşanan gelişmelere değinen Yapıcıoğlu, ateşkes anlaşmasına rağmen sivillerin yaşamını yitirmeye devam ettiğini belirterek İsrail’in politikalarına tepki gösterdi.
Yapıcıoğlu, “Maalesef imzalanan ateşkese rağmen Gazze’den hepimizin içini sızlatan görüntüler gelmeye devam ediyor. Siyonizm mutlak kötülüktür ve küresel bir tehdittir.” dedi.
Gazze’deki saldırıların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını savunan Yapıcıoğlu, “Bu, siyonizmin HAMAS’a karşı savaşı değildir, Gazze’ye yönelik bir saldırı değildir, bir Yahudi-Arap savaşı da değildir. Bu, siyonizmin bütün insanlığa açtığı savaştır ve bütün insanlık tehdit altındadır.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası toplumun Gazze’deki gelişmelere yeterli tepki göstermediğini ileri süren Yapıcıoğlu, “Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevrildi ve orada uçurtmalar bile tehdit olarak görülüyor.” dedi.
“BİZE LAZIM OLAN ŞAHSİYETLİ BİR DIŞ POLİTİKA VE İTTİHAD-I İSLAM’DIR”
Dünya siyasetinde yeni güç dengelerinin oluştuğunu belirten Yapıcıoğlu, Müslüman ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Yapıcıoğlu, “Dünya artık tek merkezden yönetilebilen bir dünya değil. Tek kutuplu düzen çatırdıyor ve yeni dengeler kuruluyor. Böyle bir dönemde İslam dünyasının başkalarının kutupları arasında sıkışıp kalması, birinin yanında yer alarak var olmaya çalışması kabul edilemez.” dedi.
İslam dünyasının nüfus, coğrafya ve doğal kaynak bakımından önemli imkânlara sahip olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Bugün bir milyar sekiz yüz milyonu aşkın bir ümmetiz; nüfusumuz da var, coğrafyamız da var, kaynağımız da var. Eksik olan tek şey birliğimizdir. Bize lazım olan şahsiyetli bir dış politika ve İttihad-ı İslam’dır.” ifadelerini kullandı.
Mekke İttifakı’nın bütün Müslüman ülkeleri kapsayacak şekilde genişletilmesini isteyen Yapıcıoğlu, “Bu ittifak İslam ümmetinin birliğinin temeli olmalı; yeni ayrışmalar ve çatışmaların sebebi olmamalıdır.” diye konuştu.
“BİZ DOĞRU KARŞILIK BULANA KADAR ISRAR EDERİZ”
HÜDA PAR’ın Meclis çalışmalarını değerlendiren Yapıcıoğlu, dört milletvekiliyle birçok konuda kanun teklifi hazırladıklarını belirtti.
Soykırım suçuna karışan çifte vatandaşların cezalandırılması, emekli aylıklarının iyileştirilmesi, ailenin korunması, gençlere destek sağlanması, öğrenci affı, uyuşturucuyla mücadele ve toplumsal barış gibi alanlarda çalışmalar yürüttüklerini anlatan Yapıcıoğlu, “Biz, bir şeyi doğru bulup söylediğimizde, o söz karşılık bulana kadar ısrar ederiz.” dedi.
Asgari ücretten vergi alınmaması, sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin düzenlemeler ve İstanbul Sözleşmesi konularındaki tutumlarını hatırlatan Yapıcıoğlu, “Bunları bir övünme vesilesi olarak değil, doğrunun ısrarla söylendiğinde eninde sonunda yol açtığını göstermek için hatırlatıyorum.” ifadelerini kullandı.
“UYUŞTURUCU TİCARETİNE KARIŞAN KAMU GÖREVLİSİNİN CEZASI KATLANSIN”
Uyuşturucuyla mücadele kapsamında hazırladıkları kanun teklifine değinen Yapıcıoğlu, uyuşturucu ticaretine karışan kamu görevlilerine daha ağır cezalar verilmesini istediklerini açıkladı.
Yapıcıoğlu, “Uyuşturucuyla mücadelede en büyük engel, işin içindeki kamu görevlileridir.” iddiasında bulundu.
Uyuşturucu suçlarına karışan kamu çalışanlarının cezalarının artırılması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, “Bu yüzden kanun teklifimizi verdik: Uyuşturucu ticaretine karışan kişi kamu görevlisi ise cezası katlansın. Ayrıca uyuşturucuya müptela olmuş biri, tedavi olup kurtulmadan kamuda görevlendirilmemelidir.” dedi.
Dinî değerlere hakaret konusunda da yasal düzenleme istediklerini belirten Yapıcıoğlu, “Bunun cezasının mutlaka artırılması gerektiğine inanıyoruz ve bu konuda kanun teklifimizi verdik; komisyonda bekliyor.” ifadelerini kullandı.
“SOYKIRIM SUÇUNA İŞTİRAK EDENLERİ CEZALANDIRALIM”
Gazze’deki saldırılara katılan çifte vatandaşların Türkiye’de yargılanabilmesine yönelik kanun teklifini hatırlatan Yapıcıoğlu, bu konuda Meclis’in harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
Yapıcıoğlu, “Oradaki zulmü durduramıyorsak, en azından bizim pasaportumuzu cebinde taşıyıp soykırım suçuna iştirak edenleri cezalandıralım. Çünkü bu suçun mağduru sadece öldürülen, yaralanan, evi yıkılan kişi değildir; bu suçun mağduru insanlıktır.” dedi.
Tekliflerinin sekiz siyasi partinin desteğiyle Genel Kurul gündemine geldiğini belirten Yapıcıoğlu, “Önergemize 8 parti destek verdi, genel kurula indi. Fakat bir türlü sıra gelmiyor; ondan sonra verilen 100’den fazla kanun teklifi kanunlaştı.” ifadelerini kullandı.
“HİÇBİR KINAYICININ KINAMASI BİZİ YOLUMUZDAN DÖNDÜREMEYECEK”
HÜDA PAR’ın Meclis’te dört milletvekiliyle temsil edilmesinin bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturduğunu savunan Yapıcıoğlu, siyasi çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
Yapıcıoğlu, “Mecliste yalnızca dört vekille temsil ediliyoruz; birileri bu dört vekilin orada olmasından bile rahatsız. Çünkü hakkın ve hakikatin sesinin duyulmasını istemiyorlar.” dedi.
Eleştirilere rağmen siyasi çizgilerini değiştirmeyeceklerini ifade eden Yapıcıoğlu, “Bugüne kadar hiçbir zalimin tehdidi, hiçbir iftiracının yaygarası, hiçbir kınayıcının kınaması bizi yolumuzdan döndürmedi; bundan sonra da döndüremeyecek.” ifadelerini kullandı.
“KAPI KAPI DOLAŞACAK, HALKIMIZIN DERDİNİ DİNLEYECEĞİZ”
Parti teşkilatlarına vatandaşlarla doğrudan iletişim kurma çağrısında bulunan Yapıcıoğlu, HÜDA PAR’ın yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli sahada faaliyet gösteren bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Yapıcıoğlu, “Basın bizi çok vermiyor olabilir ama en iyi kendini tanıtma yolu birebir temastır. İnsanların kafasında bizimle ilgili, bize hiç benzemeyen resimler oluşturulmaya çalışılıyor.” dedi.
Partililerden hane ziyaretlerine ağırlık vermelerini isteyen Yapıcıoğlu, “Kapı kapı gezerek o resimleri silin; biz neysek, olduğumuz gibi bir resim oluşsun. İnsanlar sizin bu sıcaklığınızı ve samimiyetinizi gördüğünde HÜDA PAR çok daha güçlü olarak memlekete hizmet edecek.” ifadelerini kullandı.
Yapıcıoğlu, “Biz, sadece seçim zamanı ortaya çıkan bir parti değiliz; ama bundan sonra çalışmalarımız hızlanacak. Bu kongrenin hemen ardından kapı kapı dolaşacak, halkımızın derdini dinleyecek ve ehl-i kıble ile hayırda yarışacağız.” dedi.
“HÜDA PAR ÖZE VE FITRATA DÖNÜŞ HAREKETİDİR”
Konuşmasının sonunda HÜDA PAR’ın siyasi ve toplumsal vizyonunu değerlendiren Yapıcıoğlu, partisinin insanın yaratılış özelliklerini ve temel ahlaki değerleri esas alan bir anlayışla hareket ettiğini belirtti.
Yapıcıoğlu, “Daha parti programımızı yazdığımız günlerde söyledik: İnsanın fıtratına suiniyetle yapılan müdahaleler sonucunda kaybeden, bir bütün olarak insanlık olmuştur. O kaybı geri çevirmenin yolu öze dönüştür, fıtrata dönüştür.” dedi.
HÜDA PAR’ın temel hedefini vurgulayan Yapıcıoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“İşte HÜDA PAR ‘öze ve fıtrata dönüş hareketidir.’ Biz, özümüze döneceğiz, kendimiz olacağız ve bu zillet hâlinden kurtulacağız. Ama sadece kurtulmakla kalmayacağız; kurtuluş ümidi gözetleyen bütün mazlumların da kurtuluş ümidi hâline geleceğiz.”
MEHMET EŞİN YENİDEN İL BAŞKANI SEÇİLDİ
Konuşmaların ardından gerçekleştirilen HÜDA PAR İstanbul 5. Olağan İl Kongresi seçiminde mevcut İl Başkanı Mehmet Eşin yeniden aday oldu.
Tek listeyle gidilen seçimde delegelerin tamamının oyunu alan Mehmet Eşin, yeniden HÜDA PAR İstanbul İl Başkanlığı görevine seçildi.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0