Ege Üniversitesi’nden İzmir Florasına Bilimsel Katkı: “Son 10 Yılda 11 Yeni Türü Literatüre Kazandırdık”
Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, İzmir’in dağlık bölgelerinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda son 10 yılda 11 yeni bitki türünün keşfedildiğini açıkladı. İzmir’in endemik bitki çeşitliliğine dikkat çeken Yıldırım, kent florasının korunmasının bilimsel olduğu kadar kültürel bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
İzmir’in dağlık alanlarında yürütülen bilimsel araştırmalar, kentin biyolojik çeşitlilik açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu. Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından sürdürülen saha çalışmaları kapsamında, son 10 yılda İzmir dağlarından 11 yeni bitki türü bilim dünyasına kazandırıldı.
Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, İzmir’in yalnızca tarihi ve kültürel yapısıyla değil, sahip olduğu eşsiz floristik zenginlikle de dikkat çektiğini söyledi.
Prof. Dr. Hasan Yıldırım, İzmir genelinde 2200’ü aşkın damarlı bitki taksonunun bulunduğunu, bunlardan 180’inin endemik olduğunu ve 36 türün yalnızca İzmir’de yetiştiğini belirterek, “İzmir’in dağları bizim için sadece muazzam bir manzara değil; binlerce yıllık bir doğa mirasını ve hâlâ yazılmakta olan bir bilim hikâyesini barındıran yaşayan bir laboratuvardır.” ifadelerini kullandı.
“İzmir Floristik Açıdan Benzersiz Bir Kent”
İzmir’in coğrafi yapısının bitkisel çeşitlilik açısından özel bir konumda bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Yıldırım, “Nif Dağı’ndan başlayıp Bozdağlar üzerinden Aydın Dağları’na uzanan ‘U’ şeklindeki dağ silsilesi, hem tarihsel izleri taşıyor hem de bitkiler için dünyada eşi benzeri olmayan bir sığınak sunuyor. Karaburun’un kumullarından Bozdağlar’ın zirvelerine kadar uzanan habitat mozaiği, İzmir’i floristik açıdan benzersiz kılıyor.” dedi.
Yürütülen saha çalışmalarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Son 10 yıl içerisinde İzmir dağlarından tam 11 yeni bitki türünü dünya literatürüne dahil etmenin gururunu yaşıyoruz. Müge çanı, İzmir çanı, Tire çanı ve Efe çenberi gibi isimlerle taçlandırdığımız bu türler, bu coğrafyanın ne kadar derin ve canlı olduğunun en somut göstergesidir.” diye konuştu.
“Her Yeni Tür Bu Coğrafyanın Hikâyesini Anlatıyor”
Yeni keşfedilen türlerin yalnızca bilimsel değil, kültürel anlamda da değer taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, “Mahmut Dağı’nın eteklerinde saklanan Müge çanı veya yalnızca Nif Dağı’nın zirvesinde rüzgâra göğüs geren Efe çenberi, bu toprakların sunduğu eşsiz armağanlardır. Her yeni keşif, İzmir’in çiçeklerinin anlatacak daha çok hikâyesi olduğunun kanıtıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
İzmir florasının çeşitli tehditlerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasan Yıldırım, şehirleşme, taş ocakları, kontrolsüz otlatma ve yangınların doğal yaşam üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Prof. Dr. Yıldırım, “Efelerimizin bir zamanlar yürüdüğü kekik kokulu patikalarda açan çiçekleri korumak, sadece bilim insanlarının değil tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Üniversite olarak bu biyoçeşitliliği kayıt altına alırken aynı zamanda gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0