DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Silahsızlanma kadar demokratikleşme de önemli”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 20. EUTCC Uluslararası Konferansı’nda Türkiye’de yürütülen barış sürecini değerlendirdi. Silahsızlanmanın tek başına Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Ekmen, eşit vatandaşlık, ana dil hakları, hukukun üstünlüğü ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Ekmen, Meclis’te 467 oyla kabul edilen yasal düzenlemeye dikkat çekerek, “Bu tutum, taraflara duyulan güvenden ziyade tarafları borçlandıran bir destektir.” dedi.

Ekim 16, 2026 - 11:51
 0  0
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Silahsızlanma kadar demokratikleşme de önemli”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili, Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Avrupa Birliği-Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından düzenlenen “Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler” başlıklı 20. Uluslararası Konferans kapsamında Türkiye’deki barış süreci, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve siyasal katılım konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Barış Süreci ile Demokratikleşme Krizi Arasında Türkiye: Diyalog, Hukukun Üstünlüğü ve Siyasal Katılımın Geleceği” başlıklı oturumda konuşan Ekmen, silahsızlanma sürecinin kalıcı barışla desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Oturumda Ekmen’in yanı sıra DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan, Yeni Parti Milletvekili Okan Konuralp ve CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da görüşlerini paylaştı.

“Yüzde 5 Bile Başarılı Olma İhtimali Varsa Destekleriz Dedik”

DEVA Partisi'nin barış sürecine yaklaşımını anlatan Ekmen, muhalefet partisi olmalarına rağmen süreci diğer siyasi tartışmalardan ayrı değerlendirdiklerini söyledi.

Ekmen, partisinin başlangıçtan itibaren ortaya koyduğu tutumu şu sözlerle açıkladı:

“Biz bir muhalefet partisiyiz. Ancak Türkiye’deki birçok alandaki tartışmalardan bağımsız olarak, deyim yerindeyse dosyaları ayrıştırarak bu sürece tam destek veren bir partiyiz. Süreç başladığında Genel Başkanımız Ali Babacan, ‘Yüzde 5 bile başarılı olma ihtimali varsa biz bunu destekleriz’ demişti ki bu, henüz Erdoğan’ın kamuya açık görüş bildirmediği bir zaman dilimiydi.”

“Kürt Meselesinin Kök Sebepleri Ortadan Kaldırılmalı”

Kalıcı barışın yalnızca silahsızlanmayla sağlanamayacağını belirten Ekmen, Kürt meselesinin temel nedenlerine yönelik anayasal ve yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ekmen, ana dil, kültürel haklar, anayasal vatandaşlık, eşit vatandaşlık ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konularının çözümün temel başlıklarını oluşturduğunu vurguladı.

“Partimiz, Türkiye’de Kürt meselesinin kök sebeplerini ortadan kaldıracak yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılmasını ve kalıcı barışın tesisini desteklemektedir. Bununla birlikte çatışma çözümü tecrübesi ve akademisinden faydalanılarak bu meseleden doğan ancak yer yer bu meseleyi de aşan örgütün silahsızlandırılması ve fesih sürecinin yürütülmesini desteklemektedir.”

Kürt meselesinin çözümüne ilişkin taleplerin sınırlı sayıda temel başlıkta toplandığını söyleyen Ekmen, şöyle devam etti:

“Kök sebeplerin ortadan kaldırılarak kalıcı barışın tesisi noktasında talepler oldukça sınırlı sayıda maddeye indirgenmiştir. Kürtçe ile ilgili ana dil, kültürel hakların yasal ve anayasal teminat altına alınması, anayasal vatandaşlık, eşit vatandaşlığın hem metinlerde hem de hayatın her alanında yer bulması ve yerel yönetimlerin kuvvetlendirilmesi meselelerini ciddi bir şekilde ele aldığınızda kök sebepleri önemli ölçüde ortadan kaldırabilirsiniz.”

Demokratikleşme ile Kürt meselesinin çözümünün birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Ekmen, “Son on yıl bize şunu öğretti: Kürt meselesine dair bu üç temel konuyu hayata geçireceğiniz bir ülkenin aynı zamanda demokratik, çoğulcu, güçler ayrılığını uygulamaya geçirmiş ve her anlamda hukuk devletinin gereklerini ifa eden bir ülke olması gerekiyor. Yoksa sadece bir alandaki gelişmelerin ülkenin tamamında beklenen sonuçları vermesi beklenemez.” dedi.

“Önce Silahsızlanma, Ardından Demokratikleşme Yaklaşımı Uygulanıyor”

Yürütülen sürecin uluslararası çatışma çözümü örneklerinden farklı özellikler taşıdığını belirten Ekmen, mevcut yaklaşımda silahsızlanmanın demokratikleşmeden önce ele alındığını söyledi.

Ekmen, “Dünyada birçok örnekte yaşandığı üzere, önce kök sebepleri ortadan kaldırılarak kalıcı barışın temini ve ardından silahsızlanma değil, tam tersi bir sıralamayla süreç işletiliyor. Önce silahsızlanma, ardından demokratikleşme. Heyet, ilk İmralı ziyaretinden sonra partimizi ziyarete geldiğinde ‘Önce barış, sonra çözüm diyoruz’ demişlerdi. Barış ile silahsızlanma, çözüm ile de Kürt meselesinin kalıcı bir şekilde çözümü ifade edilmişti.” ifadelerini kullandı.

Sürecin sınırlı sayıda siyasi aktör arasındaki müzakerelerle ilerlediğine dikkat çeken Ekmen, toplumsal katılımın önemine işaret etti.

“Bu sürecin ikinci karakteristik özelliği, sınırlı sayıda elitler arası bir müzakere ve diyalogla ilerliyor olmasıdır. İmralı, MHP, AK Parti, devlet ve daha birçok paydaş için ifade edilebilecek bir durum tespitidir; aynı zamanda da bir eleştiridir. Negatif barışın tesisinde sınırlı sayıda elitler arası bir müzakere avantaj da olabilir. Ama gerek İmralı kararının alınması gerekse yasama faaliyeti esnasında karşılaşılan itirazlar göz önüne alındığında, meselenin topluma doğru bir şekilde anlatımı önemlidir.”

“Geçiş Dönemi Adaleti Henüz Gündeme Alınmadı”

Kalıcı barışın toplumsal boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekmen, yüzleşme, hakikat ve onarıcı adalet konularının henüz yeterince ele alınmadığını belirtti.

“Negatif barıştan pozitif barış aşamasına geçilecek olduğunda, toplumsallaşmaya dair ihtiyaçlar çok daha keskin bir şekilde kendini ortaya koyacaktır. Bu sürecin bir karakteri de geçiş dönemi adaleti olarak ifade edilebilecek yüzleşme, hakikat ve onarıcı adalet gibi başlıkların belirli bir aşamaya kadar ele alınmayacağıdır. Bugüne kadar bu mevzular ne Meclis komisyonunda ne yasama faaliyetinde ne de kamusal iletişimde bir başlık olarak açılmamıştır.”

“Üçüncü Taraf Masada Değil Ama Sürecin Bir Parçası”

İktidarın süreci “yerli ve milli” olarak tanımlamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekmen, Suriye ve Irak'taki gelişmelerin Türkiye'deki barış sürecinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

Ekmen, “İktidar, bunun yerli ve milli olduğu, üçüncü tarafın olmadığı, tamamen iç dinamiklerle ilerlediği konusunda çok sıkı bir propaganda yapmaktadır. Bir yönüyle doğrudur. Ancak diğer yönüyle, Suriye’deki gelişmelerin süreç üzerindeki etkisi ve Irak’taki alanların tasfiyesi önemli başlıklardır.” dedi.

Mahmur, Şengal ve Kandil'deki gelişmelerin yanı sıra Erbil, Süleymaniye ve Bağdat'ın olası rollerine dikkat çeken Ekmen, şu ifadeleri kullandı:

“Mahmur, Şengal ve Kandil’deki durum ile muhtemelen yürürlüğe girecek olan silahların teslimi veya örgüt üyelerinin yeni yasal statüye geçişi döneminde Erbil, Süleymaniye ve Bağdat’tan destek almadan bu süreci ilerletmenin zorluğu ortadadır. Dolayısıyla üçüncü göz yoktur, üçüncü taraf masada değildir ama üçüncü tarafların da bir parçası olduğu süreç yürütülmektedir.”

Ortadoğu'daki silahlı yapıların tasfiyesine yönelik uluslararası koşulların süreci desteklediğini savunan Ekmen, bölgesel iş birliği açısından yeni fırsatlar doğabileceğini belirtti.

“Sadece PKK ile ilgili değil, Ortadoğu’daki silahlı örgütlerin ve özellikle Irak’taki silahlı yapıların tamamen tasfiyesiyle ilgili bir uluslararası konjonktür de vardır. Ve bu, sürecin avantajlı yönlerinden biridir, uluslararası desteği artırmaktadır.”

Ekmen, Kürtlerin bölgesel ilişkilerde üstlenebileceği role ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bugüne kadar Bağdat, Şam ve Ankara tarafında zaman zaman ortak tehdit olarak algılanan Kürtler, bu üç ülkede de sağlıklı bir entegrasyon programının uygulanmasının ardından üç ülkenin diplomatik, siyasi, ticari ve kültürel açıdan en büyük ortak paydasını oluşturacaktır.”

“467 Evet Oyu Tarafları Borçlandıran Bir Destektir”

Meclis'te yürütülen çalışmaların geniş siyasi destekle ilerlemesini önemli bulduğunu belirten Ekmen, siyasi partilerin kendi seçmenlerinden gelen eleştirilere rağmen sürece destek verdiğini ifade etti.

“Bu süreci öncekilerden ayrıştıran olumlu bir diğer yönü, Meclis’te faaliyet gösteren 15 siyasi partiden 12’sinin sürece doğrudan destek veriyor oluşudur ki bu, kendi tabanları tarafından aşırı derecede eleştirilen ve sorgulanan bir hal olmasına rağmen parti liderliklerinin tutumuyla ortaya konan bir tercihtir.”

Meclis komisyonunda hazırlanan raporun geniş mutabakatla kabul edildiğini aktaran Ekmen, 50 oyun 47'sinin kabul yönünde kullanıldığını, 2 ret ve 1 çekimser oyun ise raporun yetersiz bulunmasından kaynaklandığını söyledi.

Komisyon raporunun 6'ncı bölümünde eve dönüş programının temel unsurlarının yer aldığını, 7'nci bölümünde ise muhalefetin girişimleriyle demokratikleşme, çoğulculuk, özgürlükler ve hukuki sorunlara ilişkin tespitlerin kayda geçirildiğini belirtti.

Ekmen, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ile kayyım politikaları konusunda ilerleme sağlanamadığını ifade ederek, raporun iktidar açısından siyasi sorumluluk doğurduğunu savundu.

“Anayasa Mahkemesi kararları ve AİHM kararlarının uygulanmaması ya da kayyım siyasetine devam edilmesi gibi konularda bir ilerleme söz konusu değildir. Ancak ahlaki olarak, iktidar açısından siyasi anlamda bağlayıcı bir metindir. Ve bu, içinde bulunduğumuz atmosferde önemli bir durumdur.”

Yasal düzenlemenin 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesine dikkat çeken Ekmen, şunları kaydetti:

“Yasanın 467 evet oyuyla geçmiş olması, Türk siyasi tarihinde emsali olmayan bir şeydir. Bu tutum, taraflara duyulan güvenden ziyade tarafları borçlandıran bir destektir. Yani 467 milletvekili ve 13 siyasi parti, bütün itirazlarını bir kenara koyarak barışa bir kere daha, bir şans daha vermişlerdir.”

Ekmen, sürecin ilerletilmesi konusunda taraflara sorumluluk düştüğünü belirterek, “467 evet oyu ciddi bir borçlanma yaratmaktadır. Hiç kimsenin ipe un sermeye, süreci sıkıntıya koyacak tutumlara girme hakkı yoktur. 7. bölümle ilgili olarak siyaseti baskı yapmaya davet ediyor, çaba gösteriyoruz; ama öyle anlaşılıyor ki yasa yürürlüğe girmeden 7. bölümle ilgili adım atma niyetleri bulunmuyor.” dedi.

“MGK Kararı Bu Yıl İçerisinde Çıkmalıdır”

Silahsızlanma sürecine ilişkin yasal düzenlemelerin zamanlamasını eleştiren Ekmen, örgütün fesih kararının ardından hukuki geçiş mekanizmalarının daha erken oluşturulması gerektiğini söyledi.

Ekmen, “Yasanın yürürlüğe giriş kurgusunun yanlış olduğunu hep ifade ettik. Örgüt 12 Mayıs’ta kendini feshettikten sonra, örgüt üyelerinin illegaliteden legaliteye geçişini sağlayacak bir yasal düzenleme mümkünse 11 Temmuz’da silah yakma töreninden önce hayata geçirmeliydi. Kim neyle karşı karşıya kalacağını bilerek, bu sürece dahil olmak isteyenler dahil olmalıydı.” ifadelerini kullandı.

Silahsızlanmanın yüzde 100 oranında tamamlandığının tespit edilmesinin güç olacağını belirten Ekmen, devlet kurumlarının örgütün silahsızlanma iradesini güçlü biçimde teyit edebileceğini dile getirdi.

“Yüzde 100 silahsızlanma tespitinin kolay bir durum olmadığını, devletin ancak örgütün silahsızlanma yönündeki iradesini kuvvetli bir şekilde teyit edebileceğini düşünüyoruz. Gelişmelere, boşaltılan alanlara ve diğer tartışmalara bakıldığında ‘Örgüt gerçekten bu kararı aldı ve bu süreç işleyecek’ denilebilir.”

Kapsam dışında kalan örgüt üyelerinin durumuna da değinen Ekmen, Milli Güvenlik Kurulu kararının silahsızlanma iradesinin teyidine dayanabileceğini söyledi.

“Aksi takdirde, Kandil’de bulunan en az 300 kişinin kapsam dışında olduğu bir formülde, devlet kurumları yüzde 100 silahsızlanmayı nasıl teyit edip MGK’dan o kararı çıkartacak? Yüzde 100 bir teyit yerine, gelişmeleri teyit eden kuvvetli bir irade teminine dayalı MGK kararı çıkabilir. O da bu yıl içerisinde çıkabilir, çıkmalıdır da.”

“125 Bin Dosyanın Yüzde 99,50’sini Karşılayan Kapsayıcılık Küçümsenemez”

Yasal düzenlemenin kapsamına yönelik eleştirileri değerlendiren Ekmen, soruşturma dosyalarının büyük bölümünü kapsayan bir düzenlemenin önemsenmesi gerektiğini ifade etti.

Ekmen, söz konusu sayılara ilişkin değerlendirmelerinin devlet kaynakları ve konuyu yakından takip eden kişilerden edindiği bilgilere dayandığını belirterek şunları söyledi:

“Hem devlet kaynakları hem meseleyi yakından bilen kişiler, 50 bini gizli olmak üzere 125 bin soruşturma dosyası olduğunu ifade ediyorlar. Kapsam dışı 900 kişi var. Kapalı oturum bilgilendirmelerinden ve taraflarla yaptığım görüşmelerden anladığım, bu 900 kişinin yaklaşık 500’ü halihazırda cezaevinde, yaklaşık 300’ü Kandil’de, 100’ü de muhtemelen Avrupa’dadır.”

Verilerin kesinlik taşımadığına da dikkat çeken Ekmen, “Devlet değiliz, elimizde bilgi yok; fotoğraftan gördüğümüzü söylüyoruz. 125 bin dosyanın yüzde 99,50’sini karşılayan bir kapsayıcılık, küçümsenecek bir kapsayıcılık değildir. Dolayısıyla kapsam dışı kalanlarla ilgili eleştiriler yapılabilir ama bu, gidişatı etkileyecek bir tutuma dönüşmemelidir.” açıklamasında bulundu.

“Silahları Bırakmak Yetmez, Zihinsel ve Kurumsal Dönüşüm de Gerekiyor”

Konuşmasının son bölümünde barış sürecinin yalnızca örgütün silah bırakmasına indirgenemeyeceğini vurgulayan Ekmen, hem devletin hem de örgütün zihinsel ve kurumsal dönüşüm sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

Eski milletvekili Adnan Boynukara'nın konuya ilişkin yazısına atıfta bulunan Ekmen, şu ifadeleri kullandı:

“Bu süreçteki gelişmeleri takip eden, zihnen de çok emek veren eski milletvekillerimizden Adnan Boynukara’nın geçen hafta bir yazısı yayınlanmıştı. O yazıda hem örgüte hem devlete hem zihni dönüşümün hem de kurumsal dönüşümün karşılıklı sorumluluklar getirdiğine yönelik ciddi uyarılar vardı.”

Ekmen, kalıcı barışın eşit vatandaşlık, siyasal temsil, özgürlükler ve sosyal adalet ilkeleriyle desteklenmesi gerektiğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Örgüt açısından silahları bırakmak yetmez; zihnen de geride bırakarak ilerlemek gerekiyor. Devlet açısından da bir örgütün bütün üyeleriyle silahları bırakıyor olması, bu meselenin çözümü anlamına gelmez. Eşit vatandaşlık, temsil, özgürlükler, yerel yönetimler, ekonomik ve sosyal eşitsizlik gibi konuların üzerinde durulması gerekiyor.”

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0